Yargıtay 6. HD. 2026/23 E. 2026/496 K.
I. BAŞVURU
Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce, 6306 sayılı Kanun gereği, riskli yapı kararı verilen taşınmazın
kentsel dönüşüm suretiyle yeniden yapılması hususunda yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat
sözleşmesinde ana taşınmazda bağımsız bölümü bulunan malikin tüketici konumunda olup olmadığı ve
buna bağlı olarak uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin belirlenmesindeki farklı bölge adliye
mahkemeleri hukuk daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir.
II. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAŞKANLAR KURULU’NUN KARARI
Başvuru üzerine konu, 01.07.2024 tarihinde yapılan toplatıda görüşülmüş, farklı yer bölge adliye
mahkemelerinin farklı hukuk daireleri’nce verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlığın
bulunduğu tespit edilmiş, ana taşınmazın kentsel dönüşüm suretiyle yeniden yapılması hususunda
yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde bağımsız bölüm malikinin tüketici olmadığı
ve uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözülmesini esas alan Bursa Bölge Asliye Mahkemesi 4. ve 10.
Hukuk Dairelerinin görüşü benimsenerek, 5235 sayılı Kanun’un 35/3-4 maddesi uyarınca farklı Bölge
Adliye Mahkemelerinin hukuk daireleri arasında çıkan uyuşmazlığın giderilmesi için dosyanın Yargıtay’a
gönderilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KESİN NİTELİKTEKİ KARARLAR
VE GEREKÇELERİ
Esas No: 2026/23
Karar No: 2026/496
A) Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4 ncü Hukuk Dairesi’nin 01.03.2024 tarih, 2024/35E.,
2024/555K. sayılı kararında özetle, “Davacı tarafindan davalı şirket ve müteselsil kefil arasında
yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında, yüklenici şirketten eksik ifa nedeni ile tazminat
talebinde bunulduğu, bu itibarla taraflar arasındaki ihtilafin, daire satım işinden değil; inşaat yapım
işinden ve tarafların karşılıklı edimlerini yerine getirip getirmediğinden kaynaklandığı, bu durumda
davacı ve davalıların 6502 sayılı Yasa’nın aradığı şekilde tüketici ve saticı sıfatına sahip ve Yasa
kapsamında kalan bir ilişkinin meveut olmadığı ve davada 6502 sayılı Kanun hükümlerinin değil, genel
hükümlerin uygulanacağı anlaşılmakla uyuşmazlığın genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde
görülerek çözümlenmesi gerektiğine” karar verilmiştir.
B) Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10 uncu Hukuk Dairesi’nin 04.04.2024 tarih, 2023/2072 Е.,
2024/804 K. sayılı kararında özetle, “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibi açısından
güdülen amaç kullanmak için konut edinmek değil arsasını değerlendirmek olduğu, bu nedenle arsa
sahibinin sözleşme imzalarken güttüğü saikin salt kullanma ve tüketme kapsamında kabul edilen tüketici
saikinden farklı olduğu, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine konu işin üst düzey teknolojiyi
gerektirmesi, sözleşme kapsamında taşınmaz satış vaadi ve inşaat sözleşmelerinin de bulunduğu nazara
alındığında uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun’a göre Tüketici Mahkemelerinde değil, genel hükümlere
göre Asliye Hukuk Mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiğine” karar verilmiştir.
C) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37 inci Hukuk Dairesi’nin 25.05.2023 tarih ve 2022/2977E.,
2023/1497 K., sayılı kararında özetle, “davacılar ile davalı şirket ve taşınmaz malikleri arasında “İnşaat
Yapım Sözleşmesi” düzenlendiği, sözleşmede davalı müteahhide her hangi bir taşınmazın verilmesinin
ön görülmediği, sözleşme eki ödeme tablosunda, arsa sahipleri tarafından davalı müteahhide ödenecek
miktarların belirlendiği, tapu kaydı incelendiğinde de, taşınmaz üzerinde daha önce bir yapının
bulunduğu ve 6306 sayılı Kanun gereğince riskli yapı olduğunun anlaşıldığı, Kentsel Dönüşüm
kapsamında bina sahipleri tarafından eski yapının yıktırılarak yeni yapı yaptırıldığı anlaşılmıştır. Davalı
şirket ile davacılar arasında imzalanan sözleşmede yukarıda açıklandığı üzere davacıların amacının
arsasının değerlendirme olmadığı, kendisine ait yapının riskli yapı olması sebebiyle, yıkılarak yeni bir
yapı yapılması amacı bulunduğu, taraflar arasında bir eser sözleşmesi bulunduğu ve davacıların da 6502
sayılı Yasa kapsamında tüketici olduğu anlaşılmakla uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülüp
sonuçlandırılmasına” karar verilmiştir.
Ç) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22 nci Hukuk Dairesi’nin 12.01.2023 tarih ve 2020/2062 Е.,
2023/83 К., sayılı kararında özetle, “Taraflar arasında imzalanan ve uyuşmazlık konusu olmayan
25.12.2015 tarihli eser sözleşmesi ile tapuda davacı adına kayıtlı taşınmazda yüklenici tarafından mevcut
durumun rölevesinin alınması, iki ayrı bağımsız bölüm için kentsel dönüşüm yapılması, yanan yıkılan
ruhsatının alınması, komple proje çizilmesi, yapı ruhsatının alınması ve ruhsat alındıktan sonra uygulama
projesi çizilmesi işi konusunda anlaşma sağlandığı, davacı – birleşen davada davalı tüketici konumunda
olup, davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, yazılı olduğu biçimde işin esasının
incelenerek hüküm tesisi doğru görülmemiş, göreve ilişkin olarak yapılan bu yanlışlık HMK’nın 355.
maddesinin ikinci cümlesi uyarınca re’sen gözetilmesi gereken kamu düzenine aykırılık kapsamında
kalmakla, ilk derece mahkemesince verilen kararın öncelikle bu nedenle HMK’nın 353/1-a-3. maddesi
gereğince kaldırılmasına” karar verilmiştir.
E) Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2 inci Hukuk Dairesi’nin 19.07.2018 tarih ve 2018/1125E.,
2018/1013K., sayılı kararında özetle, “Somut olayda; taraflar arasındaki uyuşmazlık Çorum Merkez
Kunduzhan Mahallesi Kentsel Yenileme Projesi Gayrimenkul Satış Sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığına göre uyuşmazlığın tüketici
mahkemesinde çözümlenmesi gerektiğine” karar verilmiştir.
F) Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4 üncü Hukuk Dairesi’nin 11.11.2022 tarih ve 2022/2143 E.,
2022/2129 K., sayılı kararında özetle, “…somut olayda; davalı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile
bir adet bağımsız bölümünün kentsel dönüşüm suretiyle yeniden yapılması hususunda arsa payı karşılığı
inşaat sözleşmesi yapmış olup tüketici kabul edilmesi gerekmektedir. Bu durumda davanın tüketici
mahkemesinde görülmesi gerektiğine” karar verilmiştir.
IV. DEĞERLENDİRME
Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin başvuru, 6306 sayılı Kanun gereği riskli yapı statüsündeki ana
taşınmazda bağımsız bölümü bulunan malikin yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat
sözleşmesinden doağacak uyuşmazlıklarda, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun
(TKHK) uyarınca tüketici konumunda olup olmadığı ve sonuca bağlı olarak görevli mahkemenin
belirlenmesine ilişkindir.
6306 sayılı Kanun gereği, riskli alan içinde veya dışında olup ekonomik ömrünü tamamlamış olan ya da
yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıdığı ilmî ve teknik verilere dayanılarak tespit edilen yapı, riskli
yapı statüsündedir (m. 2/1-d). Riskli yapı statüsüne alınan binada bağımsız bölümü bulunan taşınmaz
maliki, yasadan kaynaklı bir zorunluluk nedeniyle, binanın yıkılarak tekrar inşaa edilmesi için yüklenici
ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapmaktadır. Buna ilişkin izlenecek yöntem ve usul ise Kanun’un
6 ve 6/A madelerinde ayrıntılı şekilde düzenlenmektedir.
Riskli yapı kararı verilen taşınmazın kentsel dönüşüm suretiyle yeniden yapılması hususunda yüklenici
ile akdedilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde ana taşınmazda bağımsız bölümü bulunan malikin
tüketici konumunda olup olmadığı ve bu işlemin tüketici işlemi niteliğinde olup olmadığı öncelikle
belirlenmelidir. Zira 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK)’nda, tüketici işlemleri
ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri
görevli kılınmıştır (TKНК, 73/1). Görüleceği üzere, kanun koyucu, tüketici mahkemelerinin görev
alanını belirlerken, tüketici işlemi ile tüketici sıfatından yararlanmıştır.
Tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya
mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile
tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de
dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade etmektedir (TKHK m. 3/1-1).
Tüketici ise “Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi” şeklinde
düzenlenmiştir (TKHK m. 3/1-k).
6502 sayılı Yasa’nın 3/1 bendi ile tüketici işlemi kapsamına eser sözleşmeleri de alınmıştır. Hemen ifade
etmek gerekir ki, arsasına karşılık birden çok konut niteliğinde bağımsız bölüm veya işyeri alacak olan
arsa sahibi, salt kişisel ve ailevi tüketim amacından çıkmaktadır. Bu durumdaki arsa sahibinin sözleşme
yapmaktaki asıl amacı, bizzat oturmak amacıyla arsasına bina yaptırmak olmayıp, taşınmazını
değerlendirmektir. Salt kişisel ihtiyaçlar için kullanma amacını aşan saikler ön plandadır. Öncelikli amaç
mülkiyet hakkından doğan getirilerin daha rantabl hale getirilmesidir. Bu sözleşme bedeli karşılığı
hizmet alınmasından ibaret dar kapsamlı bir sözleşme değildir. Arsa sahibi yüklenicinin yaptığı binanın
bir kısmına sahip olabilmek için, arsa üzerindeki mülkiyet hakkının bir kısmını yükleniciye
devretmektedir. Nitekim Dairemizin yerleşik içtihatlarında da bu durumda olan arsa sahipleri ile
yükleniciler arasındaki uyuşmazlıkların genel görevli asliye hukuk mahkemesince çözülmesi gerektiği
içtihat edilmiştir (Yargıtay (kapatılan) 23. Hukuk Dairesi, 21.04.2016 tarih ve 2015/1823 Esas
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Riskli yapı statüsüne alınan taşınmazda konut niteliğinde bağımsız bölümü bulunan kat maliki ise
amaçsal olarak az yukarıda yer verilen durumdan tamamen ayrı değerlendirilmelidir. Riskli yapı
statüsüne alınan binada konut amaçlı kullanıma tahsis edilen bağımsız bölümü bulunan kat maliki, arsa
payı karşılığı inşaat sözleşmeleri gereği inşaa edilecek yeni taşınmazda, yaklaşık olarak kendi konutuna
denk yeni bir konut niteliğini haiz bağımsız bölüm elde etmektedir. Hiç şüphesiz, bu durumda olan bir
taşınmaz malikinin ticarî veya meslekî amaçlarla hareket ettiğinden söz edilemez. Nitekim bu durumdaki
arsa malikinin yüklenici ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapmasının tek amacı, kullanmak için
konut ihtiyacını gidermektir. Diğer bir anlatımla, her iki arsa sahibi arasında amaçsal olarak temel fark,
ilkinde, arsasına değer katacak yapının inşaa edilmesi; diğerinde ise riskli yapı statüsüne alınmış
taşınmazındaki meskenin yeniden inşaa edilerek konut edinme isteğidir.
Bu itibarla, 6306 sayılı Yasa gereği, riskli yapı statüsündeki ana taşınmazda konut niteliğinde bağımsız
bölümü bulunan taşınmaz maliki, kentsel dönüşüm mevzuatı ve buna dayalı olarak yüklenici ile yapılan
arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca
tüketici konumunda olup, uyuşmazlığın çözümünde tüketici mahkemeleri görevlidir.
V. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurunun kabulü ile;
1-6306 sayılı Yasa gereği, riskli yapı statüsündeki ana taşınmazda konut niteliğinde bağımsız bölümü
bulunan malikin yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde 6502 sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun uyarınca tüketici konumunda olduğuna ve uyuşmazlığın çözümünde tüketici
mahkemelerinin görevli olduğuna,
2- Yukarıdaki bentte yazılı olduğu şekilde Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki UYUŞMAZLIĞIN
GİDERİLMESİNE,
3- Dosyanın talepte bulunan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu’na
GÖNDERİLMESİNE,
4- Karardan bir örneğin bölge adliye mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve
Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği’ne GÖNDERİLMESİNE, 12.02.2026 tarihinde oybirliği ile kesin
olarak karar verildi.

