İş ilişkisi, işçi ile işveren arasında kişisel ve bağımlı bir ilişkidir. Taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinin kişisel ilişki kuran bir sözleşme olduğu nazara alındığında, gerek iş ilişkisinin kurulması gerek ifası gerekse sonlandırılması aşamalarında hem işçinin hem de işverenin kişisel niteliklerinin belirleyici etken olarak karşımıza çıktığını görürüz. İşveren, yanında çalıştıracağı kişi ile iş sözleşmesi tanzim ederken, işçinin işin ifası sırasında göstereceği mesleki yetenekleri, bilgi, ve tecrübelerini dikkate alırken aynı zamanda işçinin sübjektif özellikleri olan tutum ve davranışları ile etik ve ahlaki değerlerini de dikkate almaktadır. İşçi için de işi ve işvereni tanıması, işyerindeki çalışma ortamını görmesi önem taşımaktadır. Zira birbirlerini yeterince tanımadan, iş sözleşmesi ifa eden taraflar, risk almaktadırlar. Kişisel ve bağımlılığa dayalı bir iş ilişkisi kapsamında çalışmalarını sürdürecek tarafların karşılaşabilecekleri risklerin en aza indirilmesi amacıyla Kanun, iş sözleşmelerinde “deneme süresi” uygulanabileceğini öngörmüştür. Bu süre zarfında, işçi; işi tanıyıp çalışma ortam ve şartlarına adapte olur iken; işveren de işçinin mesleki yeterliliğini test ederek, becerilerini görerek işe uygun olup olmadığına karar vermektedir.
Deneme süresi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 15. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca, taraflarca iş sözleşmesine iki ayı geçmemek üzere deneme süresi şartı konulabilmektedir. Deneme süresi, ancak toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar uzatılabilmektedir. Aynı madde uyarınca, deneme süresi içinde taraflar, iş sözleşmesini bildirim süresine gerek olmaksızın ve tazminatsız olarak feshedebilmektedirler. Bu yönüyle deneme süreli iş sözleşmesi her iki tarafın da menfaatlerinin korunmasını sağlamaktadır.
Deneme süresi içinde taraflar kanundan ve sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır. İşçiler fiilen işe başladıkları tarihten itibaren söz konusu işyerinin işçisi sayılmaktadır. Bu sebeple, taraflar arasında deneme süreli iş sözleşmesi imzalansa dahi işçiler, fiilen işe başladıkları günden itibaren çalıştıkları günler için ücret, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti almaya hak kazanırlar. Nitekim 4857 sayılı Kanunun 15. Maddesinde yer alan “İşçinin çalıştığı günler için ücret ve diğer hakları saklıdır.” İfadesi ile bu durum vurgulanmıştır. Bu nedenle, işçinin deneme süresi içinde çalıştığı süreye ilişkin normal günlük ücretleri, varsa fazla çalışmalara ilişkin ücret hakları, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ücretli dinlenme hakkı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmışsa ilave ücret hakkı ve iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmelerinde öngörülen tüm işçilik hakları, öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde deneme süresinde de söz konusu olacaktır.
Deneme süresi içinde, iş akdinin feshedilmesi halinde tarafların ihbar önellerine uyma zorunlulukları bulunmamaktadır. Bu kapsamda iki taraf da ihbar tazminatı talep edemez. Deneme süresi içinde iş akdi işveren tarafından feshedilen işçi, işyerinde altı (6) aylık kıdemini henüz tamamlamadığından, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağından işverene karşı işe iade davası da açamayacaktır. Fesih halinde iki taraf da birbirinden cezai şart talep edemeyecektir.
İşçi, deneme süresi içindeyken, sendikaya üye olabilmekte; toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmekte ve bu kapsamda grev hakkını kullanabilmektedir. İş sözleşmesinin askıda olduğu hallerden olan grev halinde; deneme süresi kesintiye uğramamakta; işlemeye devam etmektedir. Sendikaya üye olma hakkını haiz işçinin iş sözleşmesi sendikal nedenle feshedilememekte; böylesi bir durumda işçi, işverenden sendikal tazminat talep edebilmektedir.
