4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesine göre “Mahkemece boşanma veya ayrılığa karar verilirken olanak bulundukça ana ve baba dinlendikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan ilişkilerini düzenler.”
Anne ve baba arasındaki ilişki boşanma veya ayrılık ile sonuçlandığı zaman mahkeme, çocuğun, velayeti kendisine verilmeyen anne veya babayla ne şekilde görüşeceğini belirler. Fakat belirlenen bu şartlarda zaman içinde birtakım değişiklikler meydana gelebilir ya da velayet hakkı kendisinde olan taraf yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınabilir. Bu durumda anne ve babadan her biri, Türk Medeni Kanunu’nun 323. maddesi uyarınca velayeti kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir. Böylece, velayeti kendisine verilmeyen tarafın çocukla kişisel ilişki kurması sağlanır. Bu ilişki kurulurken çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak konularında yararı esas alınır.
Yeni ortaya çıkan olgular sebebiyle hakim kendisi kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesine karar verebileceği gibi anne veya babanın istemi ile de bu kararı verebilir. Yeni olgulara; taraflardan birinin iş saatlerinin değişmesi, velayet kendisinde olmayan tarafın çocuğu sadece hafta sonu görmesi, çocukla hep aynı günde görüşülmesi halinde velayet kendisinde olan tarafın eve bağımlı hale gelmesi gibi örnekler gösterilebilir.
Velayet kendisinde olan taraf, diğer tarafın çocukla olan kişisel ilişkisini zedelemekten, eğitilmesini ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmalıdır. Her iki taraf da yükümlülüklerini özenle yerine getirmelidir. Bu yükümlülüklerini yerine getirmeyen, çocukla ilgilenmeyen, özen göstermeyen veya başka önemli sebeplerin varlığı halinde tarafların kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir. Velayet ilişkisi diğer kanun hükümleri gibi tek seferde yerine getirilen kurallardan oluşmaz. Tarafların sürekli ve kesintisiz olarak yükümlülüklerini yerine getirmesi ve ilgili birer anne ve baba olması gerekir. Düşünülenin aksine, Yargıtay’ın bu konuyla ilgili vermiş olduğu kararlarda her zaman annenin haklı görülmesi gibi bir anlayış yoktur. Önemli olan çocuğun anne ve babası ile sağlıklı, psikolojik açıdan desteklendiği ve ilgilenildiği bir ortam ve ilişki yaratmaktır. Bu yüzden bu ilişkinin bozulduğunu düşünen ve bunu maddi olgularla kanıtlayan taraf her zaman kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesini mahkemeden isteyebilir.
Kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesini sadece anne baba değil üçüncü kişiler de isteyebilir. “Olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir.” (TMK. md.325) Hısımların da kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı ancak olağanüstü haller mevcut olduğunda ve çocuğun menfaatine uygun ise kabul edilebilir.
Kişisel ilişki kurulmasıyla ilgili davalarda boşanmaya ilişkin yetki kurallarının geçerli olmasının yanı sıra çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Görevli mahkeme ise Aile Mahkemeleridir.
Aşağıda konu ile ilgili bazı Yargıtay kararları mevcuttur.
T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ 2010/16826 E. 2011/11499 K.
…Velayeti davalı-davacı annede bulunan Melis ile davacı-davalı baba arasında her hafta sonu Cumartesi günü saat 09.00’dan Pazar günü saat 18.00’e kadar kişisel ilişki kurulması küçüğün yaşı itibarıyla eğitimini, bedeni ve fikri gelişimini olumsuz yönde etkileyeceği gibi çocuğun yurtdışına çıkarılmasının yasaklanması davalı-davacı annenin velayet görevini yerine getirmesine engel oluşturur. .
T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ 2007/3796 E. 2007/4310 K.
… Anne bir bankada yönetici olarak çalışmaktadır. Müşterek çocuk 13.1.1992 doğumlu olup, öğrencidir. Anlaşmalı boşanma davasında çocuk ile baba arasında her hafta Cumartesi günü saat 10.00’dan Pazar günü saat 17.00’a kadar kişisel ilişki düzenlenmiştir. Her hafta sonu kişisel ilişki kurulması sonuç itibarıyla annenin çocukla hafta sonu ilişkisinin tümden kesilmesine yol açtığı gibi anneyi eve bağımlı hale getirmektedir. Çocuğun yaşı gözetilerek belli hafta sonlarında kişisel ilişkinin düzenlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
