Danıştay 9. D., E. 2020/6224 K. 2021/2347 T. 31.03.2021
KANUN YARARINA TEMYİZ EDEN : Danıştay Başsavcılığı
DAVACI : K1
VEKİLİ : Av. K2
DAVALI : Gelir İdaresi Başkanlığı – ANKARA
VEKİLİ : Av. K3 – Aynı Adreste
İSTEMİN KONUSU : Kırıkkale Vergi Mahkemesinin 13/07/2020 tarih ve
E:2020/75, K:2020/95 sayılı kararının kanun yararına temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Riskli yapı niteliği bulunan ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların
Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında inşa edilen binaya ait bağımsız bölümün, davacı tarafından
satın alınması sırasında ödenen tapu harcının iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun
zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ve ödenen tutarın iadesi istemiyle dava açılmıştır.
Kanun yararına temyiz edilen kanarın özeti: Kırıkkale Vergi Mahkemesince, riskli yapı olarak ilan edilen
taşınmazın, 6306 sayılı Kanun kapsamında dönüşüme tabi tutularak yenilendiği, yeni inşa edilen binada arsa
sahiplerine ait olan bağımsız bölümün davacı tarafından satın alınması sırasında, davacı tarafından ödenen
tapu harcının iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun zımnen reddi üzerine bakılmakta
olan davanın açıldığı, 6306 sayılı Kanun’un 1. maddesinde amacının, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar
dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve
güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları
belirlemek olduğunun belirtildiği, dolayısıyla, “riskli yapı” olarak tespit edilen bir binanın yıkılarak yerine
standartlara uygun yeni bir bina yapılması halinde, söz konusu riskli binanın yenilenmiş ve Kanun’da belirtilen
amacın gerçekleşmiş olacağı, yani binanın yıkılarak yeni bir bina inşa edilmesi ve bağımsız bölümlerin ilgililer
adına tapuda tescil edilmesi safhası da dahil olmak üzere, bu sürece kadarki tüm safhaların aynı Kanun’un 7.
maddesinin 9. fıkrası kapsamında tapu harcından muaf olacağı, binanın yenilenmesinden sonraki
aşamalarda üçüncü kişilerle yapılan işlemlerden (alım-satım işlemi) doğacak olan vergi, harç ve ücretler için
ise aynı Kanun’un 7. maddesinin 9. fıkrası kapsamında istisna hükmünün uygulanamayacağı, aksi yorumun,
bir kere riskli yapı olarak belirlenen bir yapının yıkılması sonucu yapılan yeni binanın tüm alım-satım ve diğer
işlemler sebebiyle doğan vergi, harç ve bir kısım ücretlerden istisna olmasını gerektireceği, bu durumda,
6306 sayılı Kanun çerçevesinde yıkılıp yeniden yapılan yapıdaki bağımsız bölümlerden biri ya da birkaçının
hak sahibi dışındaki üçüncü kişilere satılması işleminin, anılan Yasa’da belirtilen istisna kapsamındaki satış
olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, tapu harcı hesaplanarak davacıdan tahsil edilmesinde ve söz
konusu tapu harcının iptali istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık
bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, kesin olarak karar verilmiştir.
Danıştay Başsavcılığı tarafından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesi hükmü
uyarınca, Mahkeme kararının kanun yararına bozulması istenilmektedir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI K4 ’IN DÜŞÜNCESİ;
Davacı tarafından, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun
kapsamında “riskli yapı” ilan edilen taşınmazın yıkılması üzerine yeniden inşa edilen taşınmazdan bir adet
bağımsız bölümün hak sahiplerinden 03/01/2018 tarihinde satın alınması nedeniyle tahakkuk ettirilen ve
tahsil edilen tapu harcının harçtan müstesna olduğu iddiasıyla iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet
başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ve harç tutarının iadesi istemiyle açılan davanın reddi
yolundaki verilen Kırıkkale Vergi Mahkemesinin 13/07/2020 gün ve E:2020/75, K:2020/95 sayılı kararının
yürürlükteki hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kanun yararına temyiz edilmesi üzerine konu incelendi:
492 sayılı Harçlar Kanununun 57. maddesinde tapu ve kadastro işlemlerinden bu Kanuna bağlı (4) sayılı
tarifede yazılı olanların ve kadastro tapu ve harçlarına tabi olduğu,4 sayılı tarifenin 20/a fıkrasında ise,
gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine
göre devir ve iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak
vergisi değeri üzerinden nispi harç ödeneceği düzenlenmiştir. 6306, sayılı Afet Riski Altındaki Alanların
Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 1 ’inci maddesinde; kanunun amacının, afet riski altındaki alanlar ile bu
alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun,
sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve
esasları belirlemek olduğu, “Dönüşüm Gelirleri” başlıklı 7’inci maddesinin 9’uncu fıkrasında; bu Kanun
uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ite uygulamaların, noter harcı, tapu harcı,
belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer
ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paraların ise banka ve sigorta muameleleri
vergisinden müstesna olduğu kurala bağlanmıştır.
İncelenen dosyadan; Kırıkkale İli A1 Caddesi 1358 Ada 1 sayılı Parselde inşa edilmiş bulunan 3 katlı
taşınmazın deprem güvenliğinin bulunmaması nedeniyle “riskli yapı” ilan edilerek yıkılması üzerine arsası
üzerinde yeniden inşa edilen taşınmazda bulunan 5 numaralı bağımsız bölümün, dönüşüme uğrayan
taşınmazın maliklerinden 03/01/2018 tarihinde satın alındığı, devir nedeniyle tahakkuk ettirilesi ve tahsil
edilen tapu harcının iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddedilmesi üzerine açılan
davanın reddedildiği anlaşılmaktadır.
6306 sayılı Yasa uyarınca “riski yapı” olduğu tespit edilen binanın yıkılarak yerine standartlara uygun
bina yapılması halinde; söz konusu riskli binanın yenilenmesi ile Kanunda belirtilen amaç gerçekleşmiş
olacaktır. Bu itibarla “riski yapı” ilan edilerek yıkılan taşınmazın arsası üzerine yeni inşa edilen binada yer
alan ve tapuda, hak sahibi malikler üzerine tescil edilen bağımsız bölümün, hak sahiplerince davacıya devri
işleminin de ilk satış olduğu ve bu Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu nedenle, Kanun kapsamında inşa edilen taşınmazda bulunan bağımsız bölümün devri nedeniyle
alıcının ödediği tapu harcının iptali ve iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddedilmesi
yolunda kurulan vergi mahkemesi kararı hukuka uygun düşmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Kırıkkale Vergi Mahkemesinin 13/07/2020 gün ve E:2020/75, K:2020/95 sayılı
kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51 inci maddesi uyarınca kanun yararına temyiz
edilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ K5 ‘IN DÜŞÜNCESİ: 6308 sayılı Kanun’un 7. maddesinin 9. fıkrasının
uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan halinde yer verilen düzenleme uyarınca, Kanun kapsamında
yapılacak devir ve tescillerin vergi ve harçtan istisna olması nedeniyle, söz konusu işlemlerden vergi alınması
durumu mevzuda hata kapsamında değerlendirileceğinden ve dava konusu taşınmazın satışına ilişkin
ödenen tapu harcının da istisna kapsamında olması itibarıyla olayda vergi hatası bulunduğu anlaşıldığından,
temyiz isteminin kabulü gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki
belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEMEYE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Riskli yapı niteliği bulunan ve 6308 sayılı Kanun kapsamında inşa edilen binaya ait bağımsız bölümün,
davacı tarafından satın alınması sırasında ödenen tapu harcının iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet
başvurusunun zımnen reddine İlişkin işlemin iptali ve ödenen tutarın iadesi istemiyle davanın açıldığı
anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 57. maddesinde, tapu ve kadastro işlemlerinden bu Kanun’a bağlı (4)
sayılı Tarife’de yazılı olanların tapu ve kadastro harçlarına tabi olacağı, (4) sayılı Tarife’nin 20 (a) fıkrasında
ise, gayrimenkullerin ivaz karşılığında devir ve iktisabında, gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap
bedelinden az olmamak üzere, emlak vergisi değeri üzerinden nispi harç ödeneceği hüküm altına alınmıştır.
16/05/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6306 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un amacının, afet
riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm
ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve
yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olduğu belirtilmiştir. Kanun’un 7. maddesinin 9. fıkrasının
uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan halinde ise; bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme,
devir ve tesciller ile uygulamaların, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi,
veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe
alınacak paraların ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna olacağı ifade edilmiştir.
Diğer yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 118. maddesinde vergi hatasının, vergiye İlişkin
hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden, haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi
veya alınması olduğu belirtilmiş, vergilendirme hatalarını düzenleyen 118/3. maddesinde, açık olarak vergi
mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler
üzerinden vergi istenmesi veya alınmasının, mevzuda hata olduğu düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, gayrimenkullerin ivaz karşılığında
devir ve iktisabının tapu harcına tabi olduğu, ancak 6306 sayılı Kanun uyarınca yapılacak devir ve tescilerin
vergi ve harçtan istisna olduğu, vergiden istisna olan işlemlerden vergi alınmasının ise mevzuda hata olduğu
ve dava konusu taşınmazın satışına ilişkin ödenen tapu harcının istisna kapsamında değerlendirilmesi
hafinde olayda vergi hatası bulunduğunun da kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Olayda; dava konusu tapu harcının, riskli yapı niteliği taşıyan taşınmazların yıkılarak 6306 sayılı Kanun
kapsamında yeniden inşası sonrasında oluşan bağımsız bölümün ilk satışına ilişkin olduğu, kentsel dönüşüm
uygulamasının, 6306 sayılı Kanun’un amacını gerçekleştirmeye yönelik olduğu, uygulama sonrasında inşa
edilen konutların üçüncü kişilere ilk satış işlemlerinin de bu Kanun kapsamında değerlendirilmesi suretiyle,
anılan Kanun’un 7. maddesinin 9. fıkrası uyarınca vergi ve harçtan istisna olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, dava konusu taşınmazın satışına ilişkin ödenen tapu harcı istisna kapsamında olduğundan
ve vergiden istisna olan işlemlerden vergi alınması mevzuda hata olarak değerlendirildiğinden, davanın
reddine yönelik Vergi Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulüne,
2. Kırıkkale Vergi Mahkemesinin 13/07/2020 tarih ve E:2020/75, K:2020/95 kararının, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca, hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN
YARARINA BOZULMASINA,
3. Kararın birer örneğinin taraflara ve Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu kararın Resmi
Gazete’de yayımlanmasına, 31/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

