Toplumda herkes, ifade ve düşünce özgürlüğüne sahiptir. Kişiler, düşüncelerini istedikleri yolla özgürce ifade edebilirler. Ancak bu ifadeler bir başka kişinin şeref ve haysiyetini incitecek noktaya ulaşıyorsa o zaman bu ifadeler hakarete dönüşür. Dolayısıyla ifade özgürlüğü, bir başka kişinin hakkının ve özgürlük alanının sınırlarına kadardır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda kişilerin onur ve haysiyetlerini koruyabilmek amacıyla şerefe karşı suçlar bölümü düzenlenmiş olup hakaret suçu da bu bölüm içinde, 125. maddede düzenlenmiştir;
“Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”
Hakaret Suçunun Niteliği
Hakaret suçunda kastedilen husus; onur, şeref veya saygınlığın rencide olması, mağdurun başkalarının gözünde küçük düşmesi, onların hakaret ve husumetine, düşmanlığına maruz kalmasıdır.
Kişinin saygınlığını zedeleyebilecek söz ve davranışlar, belli bir somut durum ya da olgunun isnat edilmesi suretiyle olabileceği gibi genel ve soyut nitelikteki söz ve davranışlarla da işlenebilir. Hakaret suçunun oluşabilmesi için kişinin saygınlığının hedef alınması veya saygınlığın zedelenmesi kastı yeterlidir. Aynı husus onur ve şeref kavramları için de geçerlidir. Hakaret suçu, kişiye karşı işlenmelidir. Hakaretin kişiye yöneltilmemiş olması yani hakaretin bir muhatabının olmaması halinde suç oluşmaz.
Kanunda hakaret oluşturabilecek ifadeleri tek tek belirtmek mümkün olmadığından hakaret kavramı, somut olayın özelliğine göre hâkim tarafından objektif olarak değerlendirilir.
Kaba ve haddini aşan ifadeler hakaret suçunu oluşturmaz. Örneğin; çok kilo almışsın, yemekler iğrençti gibi ifadeler oldukça kaba sayılmakla birlikte hakaret suçunu oluşturmaz.
Yargıtay’a göre tartışma sırasında söylenen ve içeriğinde “lan” kelimesi geçen sözleri kaba ifade olarak kabul etmekte ve hakaret suçunun oluşmayacağına hükmetmektedir. Yine, tartışma sırasında kullanılan ve karşılıklı veya tek taraflı söylenen sözlerin içeriğinde “terbiyesiz” kelimesi kullanılan cümleleri kaba hitap tarzı olarak görülmekte, beddua niteliğinde sayılan “Allah belanı versin vb. ” sözlerin de hakaret suçunu oluşturmadığını düşünülmektedir.
Hakaret Suçunun İşleniş Şekli
Hakaret içeren ifadeler kişinin yüzüne karşı söylenebileceği gibi gıyabında da söylenebilir. Hakaret suçunda mağdur, hakaret içeren ifadeyi, yüzüne karşı söylendiği anda öğrenmiş olur.
Ancak mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
Mağdurun yokluğunda mağdurun saygınlığına yönelik hakaretin en az üç kişi tarafından herhangi bir şekilde öğrenilip anlaşılması yeterlidir; bunun için bu kişilerin bir arada bulunmaları gerekmediği gibi birbirlerinden haberli olmaları da gerekmez. Yargıtay da hakaret teşkil eden sözleri, apartman dairesi holü gibi başkalarının duyabileceği bir yerde yüksek sesle ve etraftakiler duyabilecek biçimde söylemiş ve tanıklarca duyulmuş olması nedeniyle ihtilat koşulunun gerçekleştiğine karar vermiştir.
Hakaret içeren ifadeler; sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde de huzurda işlenmiş olarak kabul edilir. Bu hallerde de aynı şekilde kişinin onur, şeref veya saygınlığın rencide olması gerekmektedir.
Hakaret Suçunun Nitelikli Hali
Hakaret suçunun;
1. Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
2. Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
3. Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi
işbu suçun nitelikli halleri olarak kabul edilir.
Hakaret suçunun yukarıda sayılan şekillerde işlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Hakaretin alenen işlenmesi halinde de ceza altıda biri oranında artırılır. Alenen sözcüğünden kastedilen herkese açık alanlardır.
Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.
Hakaret Suçunda Mağdur
Hakaret suçunda mağdur herkes olabilir. Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır. Mağdurun isminin açık şeklide belirtilmiş olması gerekmediği gibi hakaretin dolaylı şeklide yapılması halinde de hakaret suçu oluşur.
Hakaret suçunda mağdurun onur, şeref veya saygınlığın rencide olması veya başkalarının gözünde küçük düşmesi yeterlidir.
İsnadın İspatı
Türk Ceza Kanunu’nun 127. maddesi; “İsnat edilen ve suç oluşturan fiilin ispat edilmiş olması halinde kişiye ceza verilmez. Bu suç nedeniyle hakaret edilen hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı verilmesi halinde, isnat ispatlanmış sayılır. Bunun dışındaki hallerde isnadın ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikâyetçinin ispata razı olmasına bağlıdır. İspat edilmiş fiilinden söz edilerek kişiye hakaret edilmesi halinde, cezaya hükmedilir.”
Somut bir fiil veya olgu isnadı, belli bir durumu ifade etmek için yer, zaman, şekil ve kişilerden bahsetmek biçimindeyken sövmek, genel tarzdaki söz ve davranışlardır. Somut bir olgunun söz konusu olabilmesi için aşağılayıcı isnadın genel hatlarının belirtilmesi ve hakaret konusu fiili somutlaştıracak açıklıkta olması yeterli olup, isnatların olayın bütün ayrıntılarını içermesi gerekmez.
Örneğin; “paramı çaldın” diyen bir kişinin bu hususu ispat etmesi halinde hakaret suçu oluşmaz. Ancak daha önce hırsızlık yapmış olan bir kişiye hırsız denilmesi halinde hakaret suçu oluşur.
Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnatlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez. Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.
Karşılıklı Hakaret
Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
Bu suçun, kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde, kişiye ceza verilmez.
Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, olayın mahiyetine göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi hiç ceza verilmeyebilir.
Kişinin Hatırasına Hakaret
Bir kimsenin öldükten sonra hatırasına en az üç kişiyle ihtilat ederek hakaret eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Ceza, hakaretin alenen işlenmesi halinde, altıda biri oranında artırılır.
Bir ölünün kısmen veya tamamen ceset veya kemiklerini alan veya ceset veya kemikler hakkında tahkir edici fiillerde bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Şikâyet ve Uzlaştırma
Hakaret suçu şikâyete tabi olup mağdurun, hakaret eden faili 6 ay içinde şikâyet etmesi gerekir. 6 aylık süresin geçmesinden sonra mağdurun şikâyet hakkı düşmektedir. Ancak hakaret suçunun kamu görevlisine karşı görevinden işlemesi halinde, şikâyet aranmamaktadır.
Hakaret suçu, uzlaşma kapsamına dâhil olan suçlardan olması sebebiyle, işbu suçun işlenmesi halinde uzlaşma hükümleri uygulanır. Tarafların uzlaşamaması halinde soruşturma veya kovuşturmaya devam edilir.
Hakaret suçunda görevli mahkeme; Asliye Ceza Mahkemeleridir.
Konu ile İlgili Emsal Kararlar
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/38057 E. 2014/32649 K. 12.11.2014 K.T.
“…Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda; sanığın katılana gönderdiği “senin anneliğin annelik sayılmaz, allah belanı versin, kızımızı Darülacezeye yatıracağım”, “allahsız, senin yüzünden buz gibi evde kalıyoruz”, “başkasının evinde daha ne kadar oturacaksın gaspçı” şeklindeki mesajlarda geçen ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın katılana yönelttiği sözlerin, kaba davranış niteliğinde olduğu, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi” doğru bulmamış ve ilgili hükmün bozulmasına karar vermiştir…”
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2011/3005 E. 2013/17181 K. 25.6.2013 K.T.
“…Apartman içerisindeki merdivenlerde meydana gelen tartışma sırasında sanığın katılana hakaret ettiği anlaşılmakla; bir apartmana yalnızca burada oturan kişiler girebileceği için apartmanın içerisinde meydana gelen hakaret eyleminin apartmanda oturanlar tarafından duyulabilir olması aleniyet unsurunun gerçekleşmesi için yeterli değildir. Hakaret eyleminin sokaktan geçen kişiler tarafından duyulup duyulamayacağı araştırılıp belirlenmelidir. Hakaretin apartmanın kaçıncı katında meydana geldiği, sokaktan geçenler tarafından duyulup duyulamayacağı araştırılmalıdır. Hakaret suçundan özel tahrik maddesi olan TCK’nın 129. maddesi yerine 29. maddenin uygulanması yasaya aykırıdır…”
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/8539 E. 2017/10706 K. ve 2.10.2017 K.T.
“…Aleniyet hakaret eyleminin herkesin duyabileceği, görebileceği ve sayısı belli olmayan birden fazla kişiler tarafından algılanabilir olması anlamına gelmektedir. Aleniyet nedeniyle artırım yapılmasının amaçlarından biri mağdurun onur ve şöhretinin, fiili başkalarının duyması veya duymasına açık olması nedeniyle daha fazla zarar görmesi diğeri ise hukuka aykırılık teşkil eden fiilin bizatihi aleni olarak icra edilmesidir. Somut olayımızda sanığın kullanmakta olduğu twitter hesabından herkesin görebileceği şekilde katılana hakaret ettiği sabit olmasına rağmen 5237 sayılı TCK’nın 125/4 maddesi gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, bozmayı gerektirmiştir…”

