Taraflar arasındaki evlilik, boşanma ile sonuçlandığı zaman kadının soyadında bazı değişiklikler meydana gelir. Evlilik ile erkeğin soyadını alan kadın, boşandıktan sonra evlenmeden önceki soyadını alır. Fakat bazı durumlarda kadın, boşandığı eşinin soyadını kullanmaya devam etmek isteyebilir. Türk Medeni Kanunu’nda kadının soyadı ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.
Madde 187 – “Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir.”
Madde 173– “Boşanma hâlinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hâkimden bekârlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir. Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim, kocasının soyadını taşımasına izin verir. Koca, koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.”
Maddelerde de belirtildiği üzere farklı bir talep olmadığı sürece kadın, boşanma ile önceki soyadını alır. Ancak kadın, boşandığı kocasının soyadını kullanmak isterse kanuni bazı şartların varlığı gerekmektedir. Bu şartlar şunlardır;
- Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati olması
- Bu durumun kocaya zarar vermeyecek olması
Bu iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Şartlardan birinin yokluğu halinde bu istek mahkemece kabul edilmeyecektir. Menfaat; kadının sosyal hayatta elde ettiği kazanımlar, bu soyadı ile sosyal bir çevre sağlamış olması veya kariyer yapması, birçok evrakta boşandığı kocasının soyadını kullanması gibi durumlardan olabilir. Zarar; ise her somut olaya göre hakim tarafından ayrıca değerlendirilir.
Boşanılan eşin soyadının kullanılması istemi, boşanma davası ile birlikte ileri sürülebileceği gibi boşanma kesinleştikten sonra 1 yıl içinde ayrı bir dava olarak da ileri sürülebilir. 1 yıllık sürenin geçirilmesi halinde dava usulden reddedilecek ve kadın açısından hak kaybına neden olacaktır. Taraflar anlaşmalı olarak boşanmış ise ve protokolde soyadın kullanılamayacağına dair bir hüküm varsa boşanma kesinleştikten sonra boşanılan eşin soyadının kullanılması mahkemeden talep edilemez.
Bu davada; zarar ve menfaat konusunda ispat yükü kadındadır. Koca, soyadı verilse bile şartların değişmesi halinde iznin kaldırılması için her zaman talepte bulunabilir ve eşin soyadının kullanılması izninin kaldırılması davası açabilir. Kadın da her zaman boşanılan eşin soyadını kullanmakta menfaati kalmadığı gerekçesiyle bekarlık soyadını kullanmayı talep edebilir. Boşanılan eşin soyadının kullanılması kadın açısından mutlak ve sınırsız bir hak değildir.
Konu İle İlgili Emsal Kararlar
- “…Toplanan delillerden, tarafların 26 yıl evli kaldıkları, davacı kadının bu süre içinde çeşitli üniversitelerden mezun olduğu ve diplomalarında, yüksek lisans tezlerinde, katılım belgelerinde, sertifikalarında, bankacılık işlemleri ile emeklilik işlemlerinde evlilik soyadını kullandığı anlaşılmaktadır. Toplanan delillerle davacının davalının soyadını kullanmasının davalıya bir zarar vermeyeceği, davalının soyadını kullanılmasında davacının menfaatinin bulunduğu kanıtlanmıştır. Türk Medeni Kanunu’nun 173/2. maddesi koşullan gerçekleşmiştir. Davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yetersiz gerekçe ile reddi doğru bulunmamıştır.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2007/19005 E., 2009/5094 K. sayılı ve 19.3.2009 tarihli kararı)
- “…Davacı kocasının soyadının kullanmasına karar verilmesini istemiştir. Taraflar 31.3.1997´de boşanmış, dava ise 7.11.2003´te açılmıştır. Medeni Kanununun 178. maddesi, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakkının boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmesi ile zamanaşımına uğrayacağını hükme bağlamıştır. Zamanaşımı definin davaya cevap süresi içersinde ileri sürülmesi halinde incelenmesi imkan dahilindedir. Davalı cevap dilekçesinde zamanaşımı defi´ni ileri sürmemiştir. Gerçekleşen bu durum karşısında işin esasının incelenmesi gerekirken hak düşürücü süre olarak algılanıp, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır…”(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2004/5317 E. 2004/5992 K. sayılı ve 10.05.2004 tarihli kararı)
“…Davacı kadın dava dilekçesinde boşanma halinde kocasının soyadının kullanılmasına izin verilmesini de istemiştir. Bu istek boşanmanın eki niteliğinde değildir. Başvurma harcının alındığı dikkate alınarak peşin harç alındıktan sonra ( HK.30-32 md. ) delillerin değerlendirilip sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. ( TMK.173/2 m. )…” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2006/12064 E. 2006/18507 K. sayılı ve 27.12.2006 tarihli kararı)
