Yargıtay 22. HD., E. 2020/1482 K. 2020/5244 T. 1.6.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince
istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından
düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı şirkete ait akaryakıt istasyonunda market elemanı ve şoför olarak
çalıştığını iş akdinin haksız feshedildiğini beyanla kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının
davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili zamanaşımı itirazında bulunarak davacının işveren yetkilileri hakkında hakaret ve küfür
içerikli konuşmalar yaptığının tespi üzerine iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini
istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, bozma sonrası toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne
karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karara karşı yasal süresi içinde taraf vekilleri temyiz yoluna başvurmuştur.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının
tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarına hak kazanıp kazanma konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşverene ait bir ya da birkaç işyerinde belli bir süre çalışmış bir işçinin, işini kaybetmesi halinde işinde
yıpranması, yeni bir iş edinmede karşılaşacağı güçlükler ve işyerine sağladığı katkı göz önüne alınarak,
geçmiş hizmetlerine karşılık işveren tarafından işçiye kanuni esaslar dahilinde verilen toplu paraya “kıdem
tazminatı” denilmektedir. Kıdem tazminatının koşulları, hesabı ve ödeme şekli doğrudan İş Kanunlarında
düzenlenmiştir. Kıdem tazminatı, feshe bağlı haklardan olsa da, iş sözleşmesinin sona erdiği her durumda
talep hakkı doğmamaktadır.
Somut olayda; dairemizce mahkemenin ilk kararı; “İşverence davacının işveren yetkililerine hakaret
ettiğine dair marketteki güvenlik kamerası kayıtları CD şeklinde dosyaya sunulmuştur. Mahkemece CD
çözümü yaptırılmamıştır. Dosyada mevcut CD’nin çözümü yaptırılarak, işveren yetkilileri hakkında küfür ve
hakaret içerikli beyanının tespiti halinde haklı fesih oluşacağından kıdem ve ihbar tazminatları reddedilmelidir.
Aksi halde ise şimdiki gibi hüküm kurulmalıdır.Mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde
hüküm kurulması hatalıdır.” gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve
yapılan yargılama neticesinde davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının reddine karar verilmiştir.
İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar.
İş Kanunu’nun 25 inci maddesinin II’nci bendinin (d) fıkrasına göre, işçinin işverene veya ailesine karşı
şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref
ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine
sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Böyle durumlarda işçi, anayasanın 25 ve 26 ncı maddesi ile
güvence altına alınmış düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamaz. Buna karşılık işçinin bu ağırlıkta
olmayan işveren aleyhine sarfettiği sözler çalışma düzenini bozacak nitelikte ise geçerli fesih nedeni
sayılmalıdır. Sadece işverene karşı değil, işveren temsilcisine karşı yöneltilen ve haklı feshi gerektirecek
ağırlıkta olmayan aleyhe sözler geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Bunun gibi, işçinin, işveren veya aile
üyelerinden olmamakla birlikte, işverenin yakını olan veya işverenin yakın ilişkide bulunduğu veya başka bir
işte ortağı olan kişilere hakaret ve sövgüde bulunması, bu kişilere asılsız bildirim ve isnatlar yapması özellikle
işverenin şahsının önemli olduğu küçük işletmeler bakımından bu durum iş sözleşmesinin feshi için geçerli
neden oluşturacaktır.
Dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, CD çözümünde davacının işverenin anılan yetkilileri
hakkında bunların çete olduğu, kalıbının adamı olmadığı şeklinde beyanlarının, davacının diğer işçi ile
arasındaki konuşmada geçtiği, konuşmaların kamera kaydına alınması ve dinlenmesi nedeni ile işverenin
bundan haberdar olduğu fakat işçinin kameranın görüntü ile birlikte ses kaydının da alındığı konununda rızası
alınmadığı gibi önceden bilgilendirildiği konusunda herhangi bir delil de dosyaya sunulmamıştır. Akaryakıt
konusunda faaliyet gösteren işyerinde işçilerin ses kayıtlarının alınmasını gerektiren haklı bir menfaatin
varlığı da ortaya konulmadığına göre kişilik haklarına ve hukuka aykırı olarak elde edilen ses kayıtlarının delil
olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu bağlamda, işçinin aleni bir şekilde işverene yöneltmek kastıyla
kanunda düzenlenen şekilde işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler
söylemesi eylemini gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Bu nedenle
mahkemece davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı
şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz
harcının istek halinde ilgililere iadesine, 01.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

