Vasiyetname, miras bırakanın ölmeden önce mirasının nasıl paylaştırılacağına ilişkin hükümler içerir yazılı veya sözlü beyan olarak tanımlanabilir. Vasiyetname, resmi memur huzurunda düzenlenebileceği gibi miras bırakanın kendi el yazısı ile veya koşulları oluştu ise sözlü beyan yolu ile de yapılabilmektedir. Vasiyetname, tek taraflı olarak yapılan ölüme bağlı bir tasarruf işlemidir. Miras bırakan bu ölüme bağlı tasarruf hakkını kullanarak; mirasçılardan bir veya birkaçını –haklı sebebin varlığı ve bu sebebin açıkça belirtilmesi koşulu ile- mirasçılıktan çıkarabilir; mirasçı atayabilir; mirasçılardan birine veya üçüncü bir kişiye belirli mal vasiyeti yapabilir; koşullar ve mükellefiyetler belirleyebilir; yedek mirasçı, art mirasçı atayabilir; vakıf kurulmasını vasiyet edebilir.
Vasiyetname, ölüme bağlı bir tasarruf olduğundan, vasiyetnamenin iptali de ölüme bağlı tasarrufların iptali prosedürüne göre gerçekleşmektedir. Kanun koyucu, usulüne uygun düzenlenmemiş bir vasiyetnamenin kesin hükümsüz olmasını öngörmemiş; geçersizlik nedenine dayalı olarak hakim tarafından geçmişe etkili olacak bir tarzda hükümden düşürülmesini yani iptal edilebilir olmasını öngörmüştür.
Vasiyetnamenin İptali Sebepleri
1. İrade Sakatlığı
Yanılma, aldatma, korkutma, zorlama sonucu ortaya çıkabilir. Miras bırakanın yanılma, aldatma, korkutma ve zorlama sonucu düzenlediği vasiyetname geçersiz kabul edilir. Miras bırakan bu yanıldığı; aldatıldığı vb. durumları öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde tasarrufundan dönebilir. Dönme sonucu tasarruf geçersiz hale gelir. Miras bırakan sakat irade beyanı ile düzenlediği vasiyetnameden bir yıllık hak düşürücü süre içinde dönmez ise ölümünden sonra mirasçılarının da vasiyetnamenin iptali davası açma hakkı bulunmaz.
2. Ehliyetsizlik
Yaş küçüklüğü, sarhoşluk, akıl hastalığı vb. nedenlerden dolayı ayırt etme gücü bulunmayan kişi tarafından düzenlenen vekaletname geçersiz kabul edilir. Zira, ayırt etme gücünden yoksun kişilerin fiil ehliyeti bulunmaz ve yaptıkları fiiller hukuki sonuç doğurmaz.
3. Hukuka ve Ahlaka Aykırılık
Vasiyetnamenin içeriği ve bağlandığı koşullar hukuka ve ahlaka aykırı ise ölüme bağlı tasarrufun iptali için vasiyetnamenin iptali davası açılabilir.
4. Şekle Aykırılık
TMK, resmi vasiyetname, el yazılı vasiyetname ve sözlü vasiyetname olmak üzere üç çeşit vasiyetname düzenlenebilmesini öngörmüş ve bunların hangi koşullarda kabul edilebilir olduğuna ilişkin düzenlemelerde bulunmuştur. Düzenlenen vasiyetnameler, Kanun’da öngörülen şekil şartlarını taşımıyorsa, açılacak iptal davası sonunda geçersiz hale gelirler.
Vasiyetnamenin iptali davası, vasiyetnamenin iptalinden menfaati olan mirasçı ve vasiyetname alacaklısı tarafından açılır. İptal davası, vasiyetnamenin tamamı veya bir kısmına ilişkin olarak da açılabilir. Türk Medeni Kanunu’nda, vasiyetnamenin iptali için üç çeşit süre öngörülmüştür. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:
- Davacının ölüme bağlı tasarrufu, iptal sebebini, kendisinin hak sahibi olduğunu öğrenmeden itibaren bir yıllık hak düşürücü olan ilk süredir. Bu bir yıllık hak düşürücü süre vasiyetname usulüne göre açılıp ilgililerine okunmadan işlemeye başlamaz.
- İptal davası açma hakkı, herhalde vasiyetname açılma tarihi üzerinden iyi niyetli davalılara karşı on yıllık süre geçmekle düşer.
- İptal davası açma hakkı, herhalde vasiyetname açılma tarihi üzerinden kötü niyetli davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer.
Vasiyetnamenin İptaline İlişkin Yargıtay Kararları
Yargıtay 3.HD 2015/17485 E. ; 2017/3830 K. ve 27.03.2017 tarihli karar:
“Somut olayda, davacı taraf, murisin vasiyetnamenin düzenlendiği tarihde, fiil ehliyetine haiz bulunmadığını belirterek, vasiyetnamenin ehliyetsizliğe dayalı olarak iptalini talep etmektedir.
Fiil ehliyeti yokluğu; yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hâkimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir.
Hele fiil ehliyetinin nisbi bir kavram olması, kişiye, eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kuruluşu olan Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını da zorunlu kılmaktadır. Esasen TMK. nun 409/2. maddesinde de, akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Şu durumda mahkemece, işlem tarihi itibariyle ehliyetsiz olduğu ileri sürülen mirasbırakanın vesayet altına alınmasına dair dava dosyası aslının dosya içerisinde alınarak, buna göre işlem tarihinde miras bırakanın fiil ehliyetinin olup olmadığının tesbiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmak suretiyle, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”
Yargıtay 2. HD 2007/2204 E; 2007/3809 K. ve 12.03.2007 tarihli karar:
“Ehliyetsiz kişilerin yaptığı vasiyetnameler kendiliğinden batıl olmaz. Mirasçılar vasiyetname geçersiz de olsa; miras bırakanın son arzularına saygı duyup, vasiyetnameye geçerlik tanıyabileceklerinden dava açılıp, iptal hükmü alınmadıkça bu vasiyetnameler geçerliliklerini korurlar. Dava yoluyla ölüme bağlı tasarrufun iptalini isteyebilmek için, dava tarihinde mirasçılık sıfatının kazanılmış olması şarttır. Vasiyetçi hayatta olduğu sürece, mirasçılar vasiyetnamenin iptali için dava açamazlar.”
