Yargıtay 6. HD., E. 2014/9380 K. 2015/7865 T. 5.10.2015
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar,
davacı ve davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği
görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira bedeli,gecikme cezası ve hor kullanma tazminatından güvence parasının mahsubu ile kalan
bedelin tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı ve
davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davacı ve davalı vekilinin
aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekili davalının 01.01.2009 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı iken Kadıköy
1.Noterliğinin 19.11.2012 tarih 1 yevmiye nolu ihtarnamesi ile kiralananı 31.12.2012 tarihin de tahliye
edeceğini, taahhüdde bulunduğunu ve bu tahliye taahhüdünü 23.11.2012 tarihli cevabı ihtarla kabul
ettiklerini,bu taahhüde güvenerek kiralananı 3. bir kişiye 1.1.2013 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesi
ile aylık 6.500 TL bedelle kiraya verdiğini,davalı şirketin taahhüt ettiği tarihte kiralananı tahliye etmediği gibi
taşınmaza verdiği zarar nedeniyle teslim edemediğini belirterek bir aylık kira kaybı 6.500 TL ve sözleşmede
kararlaştırılan %10 gecikme zammı 650 TL ile hor kullanma tazminatının tahsilini istemiştir.Davalı
sözleşmenin 8.maddesine göre sözleşmeyi yenilemeyeceğini ihtarla bildirdiğini,yeni iş yerindeki tadilatların
uzaması nedeniyle 29.11.2012 tarihli ihtarla 31.01.2013 tarihinde tahliye ve teslim edileceğinin bildirildiğini,
taşınmazın tahliye edilip 31.01.2013 tarihinde teslim edildiğini davacının 6.500 TL kira bedeli ve gecikme
zammı istemesinin doğru olmadığını normal kullanmadan kaynaklanan zararlardan da sorumlu olmadığını
belirterek davanın reddini savunmuştur.
Taraflar arasında düzenlenen 01.01.2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda bir
uyuşmazlık bulunmamaktadır.Sözleşmede aylık kira 3.500 TL olarak belirtilmiştir.Davalı kiracı 19.11.2012
keşide ve 20.11.2012 tebliğ tarihli ihtarname ile taşınmazı 31.12.2012 tarihinde tahliye edeceğini ve anahtarı
teslim edeceğini davacıya bildirmiştir.Bu tahliye taahhüdüne dayanarak davacının İstanbul 32.İcra
Müdürlüğünün 2013/58 Sayılı dosyasında 19.11.2012 tarihinde tahliye taahhüdüne dayalı takip yapılmış ve
anahtar 31.01.2013 tarihinde icra dosyasına teslim edilerek bu tutanak davacıya 25.02.2013 tarihinde tebliğ
edilmiştir.Davacı bu tahliye taahhüdüne göre kiralananın tahliye edileceğinden bahisle kiralanan taşınmazı 3.
bir kişiye 1.1.2013 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi ile aylık 6.500 TL bedelle kiraya
vermiş,kiralanan tahliye edilemediğinden 3.şahsa kiralananı teslim edemediğinden aylık 6.500 TL kira kaybı
olduğunu belirterek bu bedelin gecikme zammı ile birlikte tahsilini istemiştir.Bu bedele hükmedilebilmesi için
kiralananın kiraya verildiği 1.1.2013 tarihi itibariyle aylık 6.500 TL kira bedelinin raice uygun olup olmadığının
belirlenmesi gerekir.Mahkemece mahallinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak 6.500
Sayfa 1/2
TL’nin 1.1.2013 tarihi itibariyle raiç kira bedellerine uygun olup olmadığı konusunda denetime elverişli rapor
alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususun gözardı edilmesi doğru olmadığı gibi,
kiracı davalı şirket kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden red edilen kısım üzerinden bu davalı lehine, kefil
hakkında açılan davanın reddine karar verildiği halde kendisini vekil ile temsil ettiren bu davalı yönünden
vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken bu hususunda gözardı edilmesi doğru değildir.
Öte yandan, asıl davayı karara bağlayan mahkemece diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi delil tesbiti
giderlerinin ve bu arada vekalet ücretinin de davada haksız çıkan tarafa yükletilmesine karar verilmesi
gerekir.22.3.1976 gün ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi
gereği delillerin tespiti işlemlerinde ilerde çıkacak taraftan alınmak üzere takdir edilecek vekalet ücretinin
HMK 323/Ç (HUMK 423/6) maddesinde yazılı vekalet ücretinden ayrı tutmaya imkan yoktur.Davacı dava
açmadan önce İstanbul 16.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/15 D.İş dosyası ile delil tespiti yaptırdığına ve
mahkemece bu tespitte belirtilen zarar miktarının davalıdan tahsiline karar verildiğine göre bu davada
kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine vekalet ücreti takdiri ve yapılan masrafların red ve kabul oranına
göre tahsiline karar verilmesi gerekirken,talep olduğu halde bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar
verilmemesi isabetsiz olmuştur.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan 2 nolu bentte yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217
Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün her iki
taraf yararına BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine,
05/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

