4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 164. Maddesi uyarınca; eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmediği takdirde, ayrılık en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hakim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş boşanma davası açabilmektedir.
Terk, Türk Medeni Kanunu’nda özel bir boşanma sebebi olarak değerlendirilmektedir. Terk sebebiyle boşanma davasının açılabilmesi için öncelikle terk eden eşe ortak konuta dönmesi için bir ihtar gönderilmesi gerekliliği Kanun’da ifade edilmiştir. Terk sebebine dayalı olarak açılacak boşanma davasında usulüne uygun olarak bir ihtarname göndermek dava şartıdır; hakim tarafından re’sen incelenen hususlardandır. Usulüne uygun olarak ihtar yapılmasına rağmen terk eden eşin haklı sebebi olmadan ortak konuta dönmemiş olması, boşanma davası bakımından önem arz etmektedir. Usulüne uygun bir ihtardan bahsedilebilmesi için Yargıtay birtakım kriterler öngörmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/67 K. sayılı kararı şu şekildedir:
“…İhtar isteğinde bulunabilmenin koşulu; boşanma davası açmak için belirli sürenin (dördüncü ayının) bitmesi yani, eşin terk eyleminin üzerinden en az dört ay geçmiş olmasıdır. Bu halde mahkemece verilecek ihtar kararında; davet edilen evin açık -ayrıntılı- adresi gösterilmeli, davet eden eş evde bulunmayacaksa evin anahtarının bulunduğu yer belirtilmeli; davet edilenin yol gideri konutta ödemeli olarak gönderilmeli ve özellikle davete iki ay içinde uyulması gerektiği, aksi halde bunun doğuracağı sonuçların neler olduğu, açıklanmalıdır…”
Bu bağlamda;
- Eşin terk eylemi üzerinden en az dört (4) ay geçmiş olmalıdır.
- İhtarda, davet edilen evin açık adresi davet edilen evin açık ayrıntılı adresi gösterilmeli, davet eden eş evde bulunmayacaksa evin anahtarının bulunduğu yer belirtilmelidir.
- Davet edilenin yol gideri ihtarname ile gönderilmelidir.
- İhtarda, ihtara iki (2) ay içinde uyulması aksi halde bunun doğuracağı sonuçların neler olduğu açıklanmalıdır.
İhtar, terk eyleminin sonuçlarının terk eden eşe hatırlatılmasına olanak verir. Terk eden eşin adresi biliniyor ise ihtarnamenin tebliğinden sonra; adresin bilinmemesi halinde terk eden eşe ilanen yapılan tebligat süresinin dolması durumunda; ihtar yukarıda sayılan özellikleri de içeriyorsa usulüne uygun bir ihtarın varlığından söz edilir. Terk eden eşin ihtarname kendisine tebliğ edildikten sonra boşanma davası açması durumunda bu boşanma davası terk olayını haklı kılmaz; terk eden eşe ayrı yaşama hakkı da vermez.
Yargıtay uygulamalarına bakıldığında; terk ihtarının samimi olup olmadığı değerlendirilmekte ve ihtarın samimi olmadığı somut olaydan anlaşılıyor ise ihtarın geçersiz olması sebebiyle terk nedenine dayalı boşanma davasının reddine karar verilmektedir. ( Yargıtay 2. HD., 27.2.2013, E: 2013/2937, K: 2013/5115 ; Yargıtay 2. HD., 11.12.2012, E: 2012/10079, K: 2012/29935 ; Yargıtay 2. HD., 27.11.2012, E: 2012/8580, K: 2012/28405 ) Örneğin, ihtarın tebliğinden sonra, karısına, gönderdiği ihtarın bir formalite olduğunu, bu evliliğin yürümeyeceğini ya da karısıyla artık geçinemeyeceğini belirten kocanın bu ihtar bakımından samimi olmadığı kabul edilmiştir.
Terk, mutlak bir boşanma sebebi olduğundan, TMK m.164 hükmü gerçekleştiği takdirde, hakimin terk olgusu sebebiyle ortak hayatın diğer eş için çekilmez hale gelip gelmediğini araştırmaksızın boşanmaya karar vermesi gerekmektedir.
Terk nedenine dayalı boşanma davası her zaman açılabilir; hak düşürücü süreye tabi değildir.
